Bir gün, bir insanın zihninde "Dostun eskisi olur mu? "diye bir soru belirir. O soru bir kağıda yazılır. Mektup olur o kağıt büyüdüğünde; "Gönderen ile uzakta olan insan arasında kurulan özel iletişimin aracı " olur, kendi kendine bu ne ciddiyet bile diyebilir. O mektup belki de ciddiyetinden utanır, hiçbir zaman uzakta diye tanımlanan alıcısına ulaşmaz. Yanlışlık belki de alıcıya uzak denilmesindendir. Bundan da utanır o mektup belki de. Adresine teslim edilmeyen kağıt parçalarının arasında bir yer edinir. Diğerlerinden tek farkı içindeki sorudur. "Eski dost olur mu? Dostluk eskir mi?"
Her sorunun cevabını içinde barındıran hayat'a bakılır, elde soru. Yaşanmışlıklar cevap olmalıdır, kalıcı cevap arayanlara. Koskoca hayatın bir cevapla yetinmesi doğru olmaz ve bir cevap daha sunar soruya. Ve cevap;
Herhangi biri, herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde bir kağıda birşeyler karalamış, sonra onu temize çekmiş, beğenmiş ve kitap haline getirmiştir, o kitapta herhangi bir sayfada, herhangi bir paragrafa sıkışmış kelimelerdedir;
"...Dostun eskisi olur mu? Dostluk eskimeye direnen bir ilişkidir, yaşlandıkça, her gün yenidir. Bazı ruhlar karmaşada beslenir. Gariptir, Kirli denizlerin balıkları daha bir lezzetli olur. "....
Sorunun cevabı bir elinde,diğer elinde sade kahvesi ile yazmaya devam eder, o insan. Mektuplar çoğalır, yaşananların anlatıldıkça eskiyeceği,değersizleşeceği palavrasına dil çıkarıp kaçan bir çocuk gibi yazar üstelik. Mektuplar adresine ulaşır artık, eski zamanlarda olduğu gibi. Mektupların cevap mektupları da vardır, her zaman olduğu gibi. Mektupların yazarı, mektup yazdığı insanın, kendisini onda bulduğunu belki hiç farketmemiştir, belki de en başından beri farkındadır. Mektupların alıcısının kafası hep karışıktır, hep bilinmezliklerin içinde nefes almaya çalışır. Bütün bilinmezliklerin içerisinde bildiği tek şey; hayatı boyunca Mektupların yazarına mektup yazmaya devam etme isteğidir. Ve o bilir ki; hiçbir mektup, hiçbir satır başka kimse için bukadar şey ifade edemez, başka kimse için (hangi hislerle yazılmış olursa olsun) böyle değerli olamaz. Başkalarının mektupların varlığını unuttuğu bir zamanda yüzlerce mektuba sahip olmak, kaybetme korkusunun ne olduğunun da hissi karşılığı olur.
Kadehimi kaybetmemeye kaldırıyorum,üstad...( Ve İlhan koman*Can yücel dostluğuna)
Son söz olarak;
"Bana bir öykü daha anlatın DOSTUM. Bir viskiyle denize karşı bir öyküye ihtiyacım var. Güzel ve gerçekle ilintisi mümkünse az olan, demin rıhtımda aldığım gazetelerdeki çelişkili ve vatanseverce yalanları unutturabilecek cinsten bir öykü olsun"M.Yourcenar
Bir öykü daha hepimizin istediği... =)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder